Bu Blogda Ara

Ahmet & Aslı Jackson Röportajı

TASARIM VE MÜZİĞİN AŞKI


(Ses dergisi Nisan 2015 sayısında yayımlanmıştır.)

Pop müzikte ‘90’lı yıllar denilince ilk akla gelen isimlerden biri olan “Ah Canım” Ahmet, moda tasarımcısı Aslı Jackson’la birlikte seslendirdiği “Bla Bla” adlı şarkıyla müzik dünyasına geri döndü. Tasarımcı olmasının yanı sıra müzikle de hep iç içe bir hayat yaşamış Aslı Jackson’la üç yıllık beraberliğini iş ortaklığına da dönüştüren Ahmet’in birlikte hazırladığı teklinin yapımcılığını Kenan Doğulu üstlenmiş. Aslı Jackson ve Ahmet’le, Mercedes-Benz Fashion Week etkinliğinin yapıldığı İstanbul Karaköy’deki 7 numaralı antrepoda bir araya geldik.  


YAVUZ HAKAN TOK: '90’larda hızlı ve dikkat çekici bir çıkış yakalamıştın ama sonra birden çekildin müzik piyasasından? Bunun sebebi neydi? Nerelerdeydin?

AHMET: Bunun sebebi tamamen benimle ilgiliydi. 1998 yılında üçüncü albümü yapmıştım. Çok da güzel bir satış yakalamıştı. Sonra 17 Ağustos depremi yaşandı ve ben aynı gece soluğu Almanya’da aldım. Üçüncü albümde Özkan Uğur artık benim menajerlik ayağımı yönetmiyordu. Kendi kariyerine odaklanmak istemişti. Oyunculuk, Mazhar-Fuat-Özkan’la yapacakları işler, konserler filan… Ben o dönemde güvenilir bir menajer aradım, birçok insanla da tanıştırıldım ama aradığım gibi birini bulamadım. Kendimi kimseye teslim edemedim. Bu durum, depremin bende yarattığı etkiyle bir araya geldi ve oturup düşündüm. O güne kadar iyi bir kariyer yapmıştım ve iş bilmeyen insanların elinde kariyerim rezil olabilirdi. Çok dikkatli olmalıydım. Orada kendi kariyerimin el frenini çektim. Bu çok büyük bir sorumluluktu. Her şeyden önce büyük bir maddi bedeli vardı. Ama doğru insanlarla buluşamadığım için risk almaktan korktum açıkçası.


YHT: Müziği bırakmadın ama, öyle değil mi?

AHMET: Müzik yapmaya hep devam ettim. Yurt dışında farklı projeler yaptım. Bu arada 2008’de İstanbul’dan bir teklif aldım. Benim 20-25 yıllık bir spa menajerliği geçmişim vardı Almanya’da başlayan. Burada da Mayadrom spor merkezlerinin spa menajerliğini almamı istediler. Bu işi dünyada en iyi bilen üç beş kişiden biri olduğum ve Alman ekolünden yetiştiğim için beni tercih etmişler. Teklifi kabul ettim. İstanbul’a tekrar dönüşüm bu sebeple oldu. Ama müzikten hiç kopmamıştım. Müzik benim nefes aldığım sürece vazgeçemeyeceğim bir şey.

İstanbul’a dönünce, herkes bana müzikte yeni bir şey yapıp yapmayacağımı soruyordu. Elimde birikmiş şarkılar vardı. 2009 yılında “Metropol” albümünü yaptım. Ama gereken tanıtım yapılmadı. Öyle olunca ben de albümü yayınlayan firmayla üç ay sonra el sıkıştım ve bitti.


YHT: Ama şimdi beş yıl aradan sonra yeniden dönüyorsun?

AHMET: Bir gün Okan Bayülgen bir ‘90’lar programı yapmıştı. Gecenin bir saatinde beni davet etti. Ben de gittim. O gece acayip bir şey oldu. Okan’ın ifadesine göre ben programa çıkınca reytingler bir anda patlamış. Okan bana “Senin bir başka bir yerin var, stüdyoya girdiğinde bile hava değişti,” dedi. Aldığım geri dönüşlerle de ben çok motive oldum. İnsanlar gerçekten beni merak ediyorlarmış. Sonraki günlerde binlerce “mail” aldım. Orada ben aslında kendi bencilliğimi gördüm. “Sen iyi bir şey yaptın ve insanlar seni öyle tanıdılar,” dedim kendi kendime. Hâlâ da seviyor, sayıyorlardı. O motivasyonla müzik çalışmalarımı hızlandırdım. Şu an yeni albümüm hazır. Bir de Aslı’yla beraber hazırladığımız, altı tane bitmiş şarkı var.”Bla Bla”, bu şarkılardan ilki.


YHT: Müzik yapımcısı olarak Kenan Doğulu ismi nasıl girdi devreye?

İstanbul’da en önemli yapımcılar albümümün onların firmasından çıkmasını istedi. Ama maalesef hiçbiri bu işin arkasında duracakları inancını yaratmadılar bende. Ben o heyecanı göremedim hiçbirinde. O yüzden de emanet etmedim kimseye albümümü.

Kenan Doğulu’yla bir konserde karşılaşmıştık. Bir samimiyetimiz yoktu aslında. Bazı davetlerde filan bir araya geliyorduk ama kişisel yakınlığımız olmamıştı. “Abi bir şey yok mu sende yeni?” diye sordu. Ben de “Var,” dedim. Hemen arka tarafta Erhan Güleryüz’ün stüdyosu vardı; oraya gittik, şarkıları dinledik. Çok sevdi Kenan şarkıları. Sonra bir kez daha buluştuk ve Kenan albümün yapımcılığını üstlenmek istedi. Yirmi yıl önce bu işe başlamış bir müzisyenin yirmi yıl sonra kafa olarak kendini bu kadar “update” etmesinden çok etkilendiğini söyledi bana. Profesyonel çerçevede anlaştık sonra.

Şimdi bu tekli Doğulu etiketiyle piyasaya çıkıyor. Kenan ve Ozan Doğulu’nun müzikte yaptıklarını ben hep sevmişimdir. O kirli ve ucuz popun içinde Kenan’ın iyi pop şarkıları çıkarması ve kariyerini doğru yönetmesi çok önemlidir. Ucuz popun baş aktörlerinden biri de Serdar Ortaç’tır mesela. İşin matematiğini en basite indirgeyip, müziğin içine etmiştir. Ben zaten Kenan’dan kariyer yönetimi de üstlenmesini istedim. Çünkü o, çok doğru adımlarla ilerledi başından beri.


YHT: Gelelim Aslı Jackson’ın şarkı söylemesine… Aslı, geçtiğimiz günlerde Mercedes-Benz Fashion Week etkinliğinde bir defilen oldu ve sen Nasrettin Hoca’dan esinlenerek hazırladığın kreasyonunun defilesinde, selama çıktığında Ahmet’in yazdığı “Ya Tutarsa” adlı şarkıyı söyledin. Bu bir ilk oldu sanırım. Bir tasarımcının defilede şarkı söylemesinin başka bir örneği var mı?

ASLI JACKSON: Victoria’s Secret defilelerinde şarkıcılar sahneye çıkıyor ya, insanlar algı olarak hemen ona benzettiler ama bir tasarımcının selama çıktığında şarkı söylemesinin bir örneğini ben görmedim bugüne dek. Zaten defileyle ilgili bütün haberler de bunun üzerine yoğunlaştı. Ama şarkı söylemem iyi bir fikir miydi onu bilmiyorum.

YHT: Neden? Hoşnut olmadın mı?

ASLI JACKSON: Ben şarkı söylemeyi çok seviyorum ama Türkiye’de bazen tuhaf algılar olabiliyor. Böyle her şeyi yapabilen, on parmağında on marifet durumu çok güzel görünmeyebiliyor. Açıkçası başka türlü algılanmasını, “Ben her şeyi yapabilirim,” gibi bir görüntü yaratmasını çok istemiyorum.   

AHMET: Bu çok hassas bir konu. Çünkü toplumsal algı bir etiketin üzerine yoğunlaşıyor. Bu yüzden çok dikkatli davranmak lazım. Ama Aslı zaten kendisini bildi bileli şarkı söylüyor. Londra’da üniversite döneminde güzel sanatlar eğitimi alırken, bir yandan müzik çalışmaları da yapmış. Orkestra solistliği tecrübesi var. Kendi yazdığı çok güzel şarkıları var. Yani onun müzik geçmişi de çok dolu.


YHT: Birlikte müzik yapma maceranız nasıl başladı?

AHMET: Birlikte müzik yapmaya karar verişimiz aslında üç yıl önce tanışmamızla başladı. Ben Aslı’yla tanışmadan önce onun çalışmalarını sosyal medyadan takip ediyordum ve çok üstün bir yetenek olduğunu düşünüyordum. Çok merak ediyordum kendisini de. Sonra biz bir araya geldiğimizde birbirimizi çok sevdik. Sonra aramızda bir ilişki başladı. E ben müzisyenim, Aslı müzisyen ve tasarımcı… Hepsi birbirinin içine geçti.

ASLI JACKSON: Ben hep müzik yapmak istiyordum ama tasarım işine dalınca müziğe pek fazla vakit kalmadı. Ayrıca Türkiye’de çok fazla müzisyen tanımıyordum. Londra’da benim bir orkestram vardı ve onlarla düzenli provalar yapıyordum. Haftada dört gün hem sahnede, hem de provalarda olduğum bir süreç geçirmiştim. Türkiye’de böyle bir çalışma anlayışı yok. Bir şok yaşadım.   


YHT: Türkiye’deki müzik sektörüyle, bir tasarımcı olarak ilişkin olmuş muydu peki?

ASLI JACKSON: Türkiye’ye ilk geldiğim zamanlarda Gökçe’yle çalışmıştım ben. Onun “styling”ini yapmıştım. Bir dönem Nil Karaibrahimgil’e bir şeyler hazırlamıştım. Göksel’le küçük bir çalışmamız oldu. Ahmet’in kostümlerini hazırlıyorum. Şimdi Kenan Doğulu’nun kıyafetlerini de hazırlamaya başlıyorum. Erkek modasına biraz el atacağım gibi görünüyor.

YHT: Ahmet’in görsel danışmanlığı da sana emanet haliyle, değil mi?

ASLI JACKSON: Ahmet sadece bir müzisyen değil; görsel iletişime de çok önem veren birisi. Zaten önceden de görsel tasarımcılarla çalışmış. Ne istediğini biliyor. Ona benim gözümden bir yorum getirdik. Bundan birkaç sene önce hazırladıklarımla, bugün Ahmet’in giydikleri daha farklı… O da takip ediyor, araştırıyor, bu işin içinde. Zaten geçen sene kendisi için minik bir koleksiyon da hazırladı. 

AHMET: Benimkisi profesyonel bir şey değil. Aslı’dan öğrendiklerimle bir şeyler yapıyorum ama kendi tasarladıklarımdansa, Aslı’nın benim için hazırladığı kostümlerin içinde kendimi çok daha iyi hissediyorum. 

Fotoğraflar: Murat Demirbilek

MART 2015

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder